Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, son araştırmalarında Türkiye’nin finansal piyasalarındaki belirli gelişmelere rağmen, fon soruşturmasının ülkenin genel kredi notunu olumsuz yönde etkilemeyeceğini açıkladı. Bu değerlendirme, Türkiye’deki bazı fonların tasfiye süreçlerindeki gelişmelerin, ülkenin kredi durumuna ilişkin önemli bir risk oluşturmayaceği öngörüsüne dayanıyor. Bu yıl içinde ikinci kez yapılması beklenen kredi notu ve görünüm değerlendirmesinde, kuruluşun Türkiye’ye ilişkin notunu gözden geçirmesi ve geriye kalan belirsizlikleri de dikkate alması öngörülüyor.
S&P Global Ratings, en son nisanda Türkiye’nin kredi notunu BB-/B seviyesine yükseltmiş ve görünümünü durağan olarak belirlemişti. Ülkenin ekonomik yapısına ilişkin detaylı analizler yapan kurum yetkilileri, yaklaşan not kararı öncesinde, fonlara ilişkin devam eden araştırmaların kredi notunu olumsuz etkilemediğine dikkat çekiyor. Kuruluş temsilcileri, düzenleyici otoritelerin almış olduğu önlemlerin hızlı ve kararlı olduğunu vurgulayarak, finansal sistem üzerindeki olumsuz etkilerin sınırlı kaldığını belirtiyorlar. Buna göre, ülke ekonomisinin temel göstergelerinde ciddi bir bozulma yaşanmadan, piyasalara güven unsurlarının güçlendirilmesi amacıyla yürütülen politika adımları, olumlu bir tablo ortaya koyuyor.
Uzmanlar, bu süreçte Türkiye’nin makroekonomik göstergelerine ve finansal sağlığına ilişkin alınan tedbirlerin etkili olduğunu ve şu ana kadar yatırımcıların güveninde ciddi bir sarsıntı yaşanmadığını ifade ediyor. Döviz kuru, dolarizasyon oranları ve bankacılık sektöründeki likidite gibi temel parametrelerin istikrarlı kaldığını belirten analistler, aynı zamanda yönetişim kalitesi ve hukukun üstünlüğü gibi yapısal unsurlar hakkında da değerlendirmelerde bulunuyor. Bunların, kredi derecelendirmeleri üzerinde önemli bir etkisi olmadığını ve sadece dar kapsamlı bir finansal olay olarak kalacağını düşünüyorlar. Ayrıca, fonların tasfiye edilmesi veya olası etkilerinin sınırlı kalması halinde, yatırımcı güveninin bozulmadan sürdürüleceği öngörülüyor.
Başka yandan, Vartapetov’un yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin rezervlerinin son dönemdeki toparlanması ve bu durumun kredi notunun desteklenmesinde belirleyici olduğu vurgulanıyor. Rezervlerin yüksek seviyelerde seyretmesi, enerji maliyetlerindeki artışa rağmen, ülkenin finansal açıdan dayanıklılığını koruduğuna işaret ediyor. Ayrıca, net rezervlerin toparlanmasıyla birlikte, hane halklarının döviz yerine yerli parametreleri tercih etmeye devam etmesi, dolarizasyon oranlarının yeniden yükselmediğine dair güçlü göstergeler sunuyor. Ekonomik büyüme ve enflasyon hedefleri doğrultusunda, Türkiye’nin makroekonomik göstergeleri de olumlu bir seyir izliyor ve kurumlar tarafından öngörülen büyüme oranı yaklaşık yüzde 3 civarında belirleniyor. Bu ekonomik göstergeler, kredi derecelendirmeleri açısından da önemli bir temel oluşturuyor.
Son olarak, politika tepkisinin güçlü ve etkili olduğunu vurgulayan uzmanlar, yapılan müdahalelerin, finansal piyasaları istikrara kavuşturma amacıyla uygulandığını ve piyasa aktörlerine güven vermeyi hedeflediğini belirtiyorlar. Regina Argenio ve Karen Vartapetov gibi kurum temsilcileri, yargısal süreçlerin ötesinde, piyasaya likiditenin sağlandığını ve bankaların tasfiye süreçlerinde adımlar atıldığını dile getiriyorlar. Bu gelişmeler, ülkenin finansal yapısının dirençli olduğunu ve olası risklere karşı hazırlıklı olduğunu gösterirken, ilgili fonların durumu ve genel ekonomik görünüm üzerinde olumlu etkilerin süreceğine inanıyorlar.
